BLOG

"ego"lasak Da Mı Satsak?

Ürünler, aynı insanlar gibidir. Doğar, büyür, olgunlaşır, yaşar, yaşlanır ve bazıları bir süre sonra ölürler. Şu an hala Nokia'nın ilk çıkan "muz şeklindeki" telefonunu kullananımız var mı?. Veya eskilerdeki "Sempati" marka turuncu çamaşır makinasını.. Elbette yok.. Bu ürünler zamanında doğdular, olgunlaştılar, yaşadılar ve bir süre sonra da öldüler.

Her bir marka 'da üründür.. Ancak her ürün elbette marka değildir. Markalar da aynı insanlar gibidir. Doğarlar, yaşarlar, büyürler, olgunlaşırlar, yaşlanırlar ve pek çoğu da ölür. Ölmeyen ve en eskilerden günümüze kadar gelen pek çok marka kendisini çağa uydurmuş, mevcut düzene derhal adapte olmuş ve müşterisinin ne istediğini iyi dinleyip anlamış olan markalardır.

Her bir marka – tıpkı insanlar gibidir. Kendilerine özgü karakterleri ve kendilerine özgü davranış biçimleri, kendilerine özgü iletişim yöntemleri, giyimleri, kuşamları, davranışları, sosyalleşme biçimleri… her biri birbirinden farklıdır. Her birinin karakteri tıpkı parmak izi gibidir.

Sempatik veya samimi markalar, heyecanlı veya dinamik markalar, sofistike ve avantgarde markalar… bunların hiçbirinin karakteri bir diğerine benzemez..

Aklınıza hangi marka gelirse gelsin, mutlaka onu bir insan karakteri ile yorumlama şansınız vardır. Mesela Mercedes- erkeksi, mühendis, dışa dönük, kendi geleneği ve kendi yöntemleri olan bir insan olabilir. Veya BMW, genç, hızlı, çağa ayak uyduran, yeni nesil bir iş adamı olabilir..

İşte tüm bu özellikler, aslında markaların arkalarında bulunan kurumların kimlikleri ile özdeştir. Mercedes ve/veya BMW yıllar yıllar boyunca onları yaratan kendi kurumlarının karakterlerini yansıtırlar. Dolayısıyla büyük Ego'ları vardır ve bunu da piyasada korkmadan cesurca sergileyip bu Ego ile var olurlar. Kısaca büründükleri Ego'nun altı dolu ve mesnetidir.

Kurum içerisindeki yönetim kadrosunun Ego'su ürettikleri ürünlere de yansır. Ve piyasada "O ürünün yanına yanaşılmaz- o şirketin kapısından içeri giremezsin" veya "o marka bize fazla gelir" söylemleri tam olarak kurumların kendi markalarına kendilerinin kendi egolarını yansıtmalarından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple aslında ulaşılmaz veya fiyatı yüksek olan ürün sanki yanına gidilip konuşulamaz bir insan izlenimi vermekte ve bu sebeple de buna uygun çeşitli algılar ile yönetilmektedir.

Geçenlerde arabamız arıza yaptı. Ve her zaman gittiğim 3. Sanayideki ustama gittim. Usta teşhisini koydu ve gerekli orijinal parçayı almamız için bizi satış noktalarına yönlendirdi. Şu zamana kadar daha önce hiç parça almadığım bir yedek parçacıya gittik. Parçayı satın aldık- ustamız taktı- ancak arıza geçmedi. Parçanın arızalı olduğundan şüphe edip satın aldığımız perakende noktasına tekrar gidip derdimizi anlattık. Şu ana kadar pek çok marka araba kullanmış birisi olarak 3. Sanayi de bize yardımcı olan söz konusu perakendeci gibi bir satıcı hayatımda hiç görmedim.. neredeyse yarım günden fazla bizimle beraber yetkili servis- kendi ustamız- başka firma.. vs sorunumuzu net olarak anlayıp çözebilmek için bizimle oradan oraya gezdi. Arabayı kendi kullandı. Servise götürdü. Üşümememiz için bizi nasıl ağırlayacağını şaşırdı. Yolda sohbet ederken 30 seneden fazla bu işi yaptığını ve 3. Sanayide en eskilerden olduğundan bahsetti. İçi tıka basa müşteri dolu dükkânını bırakıp, bir dükkân sahibinin bir tane parça için yarım gün bizimle beraber oradan oraya gidip gelmesi beni inanılmaz şaşırttı. Dükkânın asıl sahibi olduğundan ve müşterisinin elinde parça ile gelmesinin çok önemli olduğundan bundan dolayı da elinden ne gelirse yapacağından bahsetti. Bu derece mütevazı, bu derece işini hakkı ile yapan ve en önemlisi de işini çok iyi yapmasına rağmen en ufacık bir egosu olmayan bu "gerçek esnaf" varken; üç kuruş bilgisini beş kuruşa satmaya çalışan, ürettiği ürünün emsalsiz olduğunu düşünüp; "biz çok eskiyiz bu işlerde en iyi biz biliriz" diye markasını müthiş bir Ego'ya bürüyen esnaf – şu anda gösterişten epeyce hoşlanan bir kitle tarafından satın alınıp mutlu oluyor olsa da; uzun vadede inanınız ki mütevazı olmak ve mütevazılık ile mal satmak, mütevazılık ile mal üretmek, mütevazılık ile esnaflık yapmak, mütevazılık ile işini hakkı ile yapmak, bir Mercedes veya BMW değilseniz- sizi ve markanızı mutlaka o noktaya çıkartacaktır….Buna emin olunuz.

Ego'larınızın sattığınız mal'a yansımasına veya markanızın üzerine yapışıp kalmasına izin vermeyin. Doğup, büyüyüp, olgunlaşıp hiç ölmeyen sürdürülebilir bir isim veya marka olmak istiyorsanız mütevazı olmanız yeterli. Buna inanınız..

Sevgi ve Saygılarımla ..

- Zeynep LEMBET